İstanbul’da Acil Servis Çalışanlarının Zorlu Mücadelesi: Hemşireler Tuvalet İhtiyacını Bile Karşılayamıyor

14 Nisan 2026 tarihinde Dünya Sağlık Günü dolayısıyla sağlık profesyonellerinin yaşadığı zorlu çalışma koşulları bir kez daha gündeme geldi. Nitelikli sağlık hizmetlerine erişimin zorlaştığı ve hastanelerdeki hasta yoğunluğunun arttığı bu dönemde, sağlık çalışanlarının üzerindeki yük fiziksel ve psikolojik sınırları zorlamaktadır. İstanbul’daki bir eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan Vahide Hemşire’nin deneyimleri, acil servislerdeki yetersiz personel istihdamı, ağır çalışma saatleri ve sistemin tıkanmasının sağlık emekçileri üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor.

**Sistemdeki Sıkıntılar ve Çalışanlara Yansıması**

Kamu hastanelerinde vatandaşların muayene randevularının aylar sonrasına verildiği, acil servislerin önünde uzun bekleme kuyruklarının oluştuğu ve yoğun bakım ünitelerinde yeterli yatak bulunamadığı bir ortamda, sağlık hizmetlerine erişim giderek zorlaşıyor. Bu durum, sağlık personelinin günlük iş yükünü artırıyor ve doktor, hemşire, hasta bakım görevlisi, temizlik personeli ve tıbbi sekreterler üzerindeki baskı sürekli artıyor. Aşırı iş yükü, sağlık çalışanlarında tükenmişlik sendromunu tetiklerken, aynı zamanda şiddet olayları da hız kesmeden devam ediyor. Sağlık tesisleri, sağlık hizmeti sunması beklenirken, kendi personelini bedensel ve zihinsel olarak yıpratan yapılar haline gelmeye başladı. Genç sağlık çalışanları arasında ortopedik problemler ve psikolojik rahatsızlıklar gün geçtikçe yaygınlaşıyor.

**İstanbul’da Sürekli Çalışma Gerçeği**

İstanbul’daki bir eğitim araştırma hastanesinin acil servisinde görev yapan Vahide Hemşire, bu zorlu şartların kurbanlarından biri. 24 saatlik kesintisiz nöbetler, genç hemşirenin bacaklarında ciddi ödem ve kemik ağrılarına neden oldu. Fizik tedavi sürecinden geçen Vahide, ayakta kalabilmek için psikolojik destek de alıyor. Acil servislerde hastalar durumlarına göre yeşil, sarı ve kırmızı alanlar olarak sınıflandırılıyor. Triyaj görevi üstlenen Vahide, akşam 18.00’den sabah 04.00’e kadar hiçbir molası olmadan çalışıyor. Yoğunluk nedeniyle tuvalete bile gidemediğini belirten hemşire, personel eksikliğinin boyutunu gözler önüne seriyor.

**Acil Servislere Yüklenen Aşırı Sorumluluk**

Haberin merkezindeki acil serviste toplam dört farklı birimin yükü sadece 9 hemşire tarafından taşınıyor. Hayati tehlikesi olan kritik vakaların tedavi edildiği 11 yataklı kırmızı alanda ise yalnızca 3 hemşire hizmet veriyor. Uluslararası standartlar, acil servislerde her yatağa en az bir hemşire düşmesini öngörürken, Türkiye’deki gerçeklik bu standartlardan oldukça uzak.

**Hemşire İstihdamı ve Çalışma İstatistikleri**

Dünya ortalamasına göre 1000 kişiye düşen hemşire sayısı 9.2 iken, Türkiye’de bu rakam yalnızca 2.8. Kırmızı alanlarda ideal standart, her yatağa bir hemşire düşmesi gerekliliği varken, Vahide Hemşire’nin aylık nöbet sayısı 11 olarak kaydediliyor. Yasal olarak belirlenen aylık mesai süresi 160 saatken, gerçekte çalışan hemşirelerin yaptığı fazla mesai 104 saati buluyor. Nöbet sonrası yalnızca uyuyarak zaman geçirebilen sağlık çalışanları, ertesi gün yine sabah 08.00’de mesailerine başlamak zorunda kalıyor. Mevcut sağlık sorunları nedeniyle rapor almasına rağmen görevine çağrıldığını belirten Vahide Hemşire, 08.00-16.00 saatleri arasında çalışmayı talep ettiğini, ancak personel yetersizliği gerekçe gösterilerek bu talebinin reddedildiğini ifade ediyor.

**Tıbbi Hata Riski ve Sendika Talepleri**

Uzmanlar, sahadaki personel açığının halk sağlığını tehdit ettiğini vurguluyor. Aşırı iş yükü, tıbbi hata riskini artırırken hasta bekleme sürelerini de uzatıyor ve çalışanların tükenmişliğini kalıcı hale getiriyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), bu durumu değerlendirdiğinde, işyerlerinden yükselen seslerin daha iyi çalışma koşulları talep ettiğini ortaya koyuyor.