İhtişamlı ve Gizemli Antik Mısır İmparatorluğu Nasıl Oldu da Gücünü Kaybederek Yıkıldı?

Haşmetli Mısır uzun tarihi ve görkemli eserleri ile görenleri hala büyülüyor. Bugünse Mısır, eski ihtişamını aratır durumda. Peki, koskoca Mısır imparatorluğu nasıl sona ermişti?

Kaynak: https://www.history.com/news/decline-…

Eski Mısır, büyük bir tarih sahip kültürel zenginlikle dolu bir uygarlıktı.

Bu uygarlık, büyüklüğü ve etkileyiciliği ile dikkat çeken piramitleri, mitolojik tanrıları ve tanrıçaları ve belki de en önemlisi, firavunları ile bilinir. Nil Nehri boyunca uzanan bu gelişmiş imparatorluk, sadece hükümetin, dinin ve kültürün değil, aynı zamanda bilimin, matematiğin ve mühendisliğin de eşik noktasıydı.

Nil nehri üzerindeki Mısır imparatorluğu Tutankhamun, III.Thutmose ve II. Ramses gibi efsanevi firavunları ile Yeni Krallık döneminde gücünün ve zenginliğinin zirvesine ulaşmıştı.

Mısır imparatorluğu, günümüz Mısır’ından kuzey Sina Yarımadası’na ve eski Kenan topraklarına kadar uzanan geniş bir bölgeyi kontrol ediyordu ve böylece zamanın en büyük ve ihtişamlı imparatorluğu olarak kabul ediliyordu.

Ancak bu büyük uygarlık, zamanla eski ihtişamını kaybetmeye başladı.

Mısır imparatorluğunun çöküşü, tarihin en önemli ve en büyük gizemlerinden biri olarak kabul edilir. Bu çöküşün sebepleri arasında bir takım politik, ekonomik ve toplumsal sorunlar bulunuyor. III. Ramses’in ölümü, Tunç Çağı’nın çöküşü, hastalıkların yayılması, bakır ve turkuaz madenlerinin kontrolünün kaybedilmesi, yabancı firavunların tahta geçmesi gibi pek çok faktör, Mısır’ın çöküşünün başlıca nedenleriydi.

1. Mısır imparatorluğunun son büyük firavunu olan III. Ramses’in hükümdarlığı sona erdi.

III. Ramses, Mısır’ı toplamda 31 yıl yönetti ve “büyük” firavunların sonuncusuydu. III. Ramses’in hükümdarlığı Deniz Halkları olarak bilinen gizemli işgalcilerin dönemine denk geldi.

Deniz Halklarının kesin kimliği hala bilinmese de Doğu Akdeniz’den kıtlık sonucu göç ederek yeni bir vatan arayan mülteciler topluluğu olduğu düşünülmektedir.

Yağmacı Deniz Halkları’nın filoları, Merenptah ve III. Ramses hükümdarlıkları sırasında Mısır’a iki kez saldırmıştı.

MÖ 1177’de III. Ramses, ikinci büyük Deniz Halkları’nın işgalini başarıyla engelledi ve zaferi Medinet Habu’daki mezarının duvarlarına kazınmıştı.

Ancak III. Ramses, Deniz Halkları ile savaşmayı başarmasına rağmen haremindeki kıskanç bir kraliçenin suikasti ile hayatını kaybetti. III. Ramses’in mumyasının tomografilerine göre MÖ 1155’te boynundan bıçaklanarak öldürülmüştü.

2. Mısır imparatorluğunun zayıflamasında Tunç Çağı Çöküşü de etkili olmuştu.

MÖ 12. yüzyılda tüm Akdeniz bölgesi “Tunç Çağı Çöküşü’ olarak bilinen bir felaket yaşadı. Birçok krallık, Deniz Halkları, kuraklık ve kıtlık sonucu yerle bir olmuştu.

Örneğin Yunan Mikenleri ve Anadolu’daki Hititler bu krallıklardan bazılarıydı.

Mısır imparatorluğu Deniz Halklarına karşı başarılı olduğu için daha uzun süre hayatta kalabilmişti. Ancak 150 yıl süren bir kuraklık sonucu yerle bir olmaktan kaçamadı.

3. Hastalıklar Antik Mısırı kırıp geçmişti.

III. Ramses’in ölümünden sonra tahta geçenlerden birisi ise V. Ramses’di. Tarihçilerin incelemelerine göre V. Ramses’in mumyasının yüzünde çiçek hastalığının izleri var gibi görünüyor.

Bugün V. Ramses’in çiçek hastalığından ölüp ölmediğinden emin olunmasa da, kayıtlar V. Ramses’in ve ailesinin yeni kazılmış mezarlara gömüldüğünü ve Krallar Vadisi’ne en yakın ziyaretçilerin bundan yaklaşık 6 ay sonra gittiğini gösteriyor.

Bu da hastalık sonucu firavunun mezarının karantina altına alınmış olabileceğini öne sürüyor.

4. V. Ramses ve VI. Ramses’in hükümdarlıkları sırasında Mısır ve Sina Yarımadası’ndaki önemli bakır ve turkuaz madenlerinin kontrolünü kaybedilmişti.

Bu düşüncenin sebebi ise bu iki firavunun isimlerinin madenlerin etrafına yazılan sonuncu firavun isimleri olması. Teorilere göre Mısır MÖ 1140’a kadar Sina ve Kenan’dan tamamen çekilmişti.

5. Daha sonra, MÖ 12. yüzyılın sonlarında IX. Ramses’in hükümdarlığı sırasında Mısır’da birçok mezar soygunu gerçekleşmişti.

Zayıflamakta olan imparotorlukta ekonomik koşullar oldukça kötüydü ve firavuna olan saygı seviyesi oldukça azdı. Sonunda halk firavunlara olan saygılarını kaybetmiş ve mezarlıkları yağmalayarak Mısır’ın zenginliklerini götürmüştü.

6. Tahta geçen yabancı firavunlar da bu yıkılışta etkiliydi.

Yeni Krallık’tan sonra Mısır artık eski gücüne sahip değildi. Sonuç olarak tahta birçok yabancı uyruklu firavun geçti. İlk olarak, Mısır’ın batı sınırından göç eden Libyalılar geldi.

7. Libya kökenli bir firavun olan I. Şoşenk, MÖ 10. yüzyılda İsrail ve Yahuda krallıklarını işgal ederek III. Ramses’in ihtişamlı günlerini restore etmeye çalışsa da başarılı olamamıştı.

Daha sonra MÖ 8. yüzyılda Nubyalılar veya Kushitler, Mısır tahtına çıktı. Kushiteli firavunlar, Asurlu işgalciler tarafından yenilmeden önce Mısır’ı yaklaşık 100 yıl boyunca oldukça başarısız bir şekilde yönettiler. Bu, Mısır’ın sonunun başlangıcıydı.

8. Mısır son ihtişamlı dönemlerini Büyük İskender’in ölümünden sonra Mısır’ı yöneten Ptolemaios Hanedanlığı ile yaşadı.

İskenderiye’de muhteşem bir Helenistik başkent inşa eden Ptolemaik firavunların en ünlüsü ise VII. Kleopatra’ydı. Kleopatra ve Marc Antony, MÖ 30’da Roma imparatoru Octavianus tarafından yenildiğinde, Mısır, Roma’nın bir eyaleti haline geldi ve böylece tam anlamıyla ihtişamını kaybetmiş oldu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir