Enflasyonda Yüzde 30 Eşiği: Düşüş Gerçekçi mi? 26 Nisan 2026’da Hakan Kaplan tarafından kaleme alındı. İran ile İsrail arasındaki gerilim ve artan petrol fiyatları, küresel risk algısındaki bozulma ile birlikte iç piyasada sıkı para politikalarına rağmen devam eden fiyat baskıları, ekonomideki belirsizlikleri artırıyor. Tüm bu gelişmeler ışığında, 4 Mayıs’ta açıklanacak olan Nisan ayı enflasyon verileri dikkatle bekleniyor. Kritik eşik ise yüzde 2,31 seviyesinde. Bu oran altında bir enflasyon, yıllık enflasyonu yüzde 30’un altına indirebilir, ancak bu durumu ekonomik gerçeklikle ne kadar bağdaştırabileceğimiz tartışma konusu.
Ekonomist Muhammed Kutub Bağırgan, Nisan ayındaki olası enflasyon düşüşünü değerlendirdi. Bağırgan, “Yüzde 30’un altına düşen bir yıllık enflasyon, kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurabilir” dedi. Nisan ayında enflasyonun yüzde 2,31’in altında kalması halinde ortaya çıkacak durumun teknik olarak mümkün olduğunu belirten Bağırgan, “Geçtiğimiz yıl Nisan ayında enflasyon yüzde 3 seviyesindeydi. Bu yıl ise jeopolitik riskler daha yüksek, enerji fiyatları artıyor ve maliyet baskıları yoğunlaşıyor. Böyle bir ortamda aylık enflasyonun belirgin şekilde düşük gelmesi, kamuoyunda sorgulamalara yol açar” ifadelerini kullandı.
Bağırgan, Mart ayındaki sınırlı fiyat artışlarının Nisan ayına yansıması olasılığına da dikkat çekti. Jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkisinin gecikmeli olduğunu vurgulayan Bağırgan, “Mart ayında ılımlı gelen veriler sonrasında asıl etkinin Nisan ayında hissedilmesi bekleniyor. Petrol fiyatlarının 90 doların üzerine çıkmasıyla birlikte enerji maliyetlerinin fiyatlara yansıması kaçınılmazdır” dedi.
Ekonomideki mevcut durumu değerlendiren Bağırgan, enflasyonun hızlı bir şekilde düşmesi için güçlü bir açıklama yapılması gerektiğine dikkat çekti: “Günümüzde, ne küresel ne de yerel ölçekte enflasyonu düşürecek ikna edici bir hikaye yok. Risklerin arttığı bir dönemde, yıllık enflasyonun yüzde 30’un altına gerilemesi mümkündür, ancak bunun nasıl gerçekleştiği net bir şekilde ifade edilmelidir.”
Bağırgan, enflasyon verilerinin yalnızca sayılardan ibaret olmadığını, güven unsurunun da önemli olduğunu ifade etti: “Enflasyonla mücadelede güvenilirlik en kritik faktördür. Eğer açıklanan veriler ekonomik gerçeklerle örtüşmüyorsa, bu durum sadece TÜİK’i değil, aynı zamanda para politikalarını yöneten Merkez Bankası’nı da olumsuz etkiler. Beklentilerin bozulması ise enflasyonla mücadeleyi daha da zorlaştırır.”
Son olarak, Nisan verilerinin yalnızca bir oran tartışması olmayacağını, aynı zamanda ekonomi yönetiminin güvenilirliği bakımından da bir test olacağını belirten Bağırgan, “Yüzde 30’un altına inen bir yıllık enflasyon ilk bakışta olumlu bir gelişme gibi görünse de, bu düşüşün nedenleri ve zamanlaması sorgulanırsa, bu bir başarıdan çok tartışmalara yol açar. Önemli olan, enflasyonun düşüş şekli ve koşullarıdır” diye konuştu.