Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı ve Doğru Yol Partisi (DYP) kurucu Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, 93 yaşında hayata veda etti. Uzun yıllar Türk siyaset sahnesinde önemli görevler üstlenen Cindoruk, son dönemde sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi görmekteydi.
1933 yılında İzmir’de doğan Cindoruk, ilk ve ortaöğrenimini Ankara’da tamamladıktan sonra 1954 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu ve 1955 yılında avukatlık kariyerine adım attı. Siyasi yaşamına, Demokrat Parti’nin Gençlik Kolları’nda başlamış, daha sonra 1958 yılında Hürriyet Partisi’nin kurucuları arasında yer almıştır.
27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi sonrası, Demokrat Parti’nin 18 milletvekilinin avukatlığını üstlenen Cindoruk, bu süreçte Yüksek Adalet Divanı’na hakaret suçlamasıyla iki buçuk ay boyunca Balmumcu Sıkıyönetim Cezaevi’nde tutuklu kaldı. Siyasi hayatına Adalet Partisi ve Demokratik Parti gibi partilerde aktif görev alarak devam eden Cindoruk, 1983 yılında kurulan Büyük Türkiye Partisi’nin kurucu isimleri arasında yer aldı. Ancak, bu parti yalnızca 15 gün sonra Milli Güvenlik Konseyi tarafından kapatıldı ve Cindoruk aynı kararla Zincirbozan Garnizonu’nda dört ay tutuklu kaldı.
Yaşadığı zorluklara rağmen siyasetten kopmayan Cindoruk, 14 Mayıs 1985’te Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı’na seçildi. Süleyman Demirel’in siyasi yasaklarının kalkmasıyla bu görevden ayrıldıktan sonra, 1991-1995 yılları arasında TBMM Başkanlığı görevini yürüttü. 17 Nisan 1993’te Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefatı üzerine vekaleten cumhurbaşkanlığını üstlendi ve 17 Mayıs 1993’e kadar bu görevi sürdürdü.
Cindoruk, Tansu Çiller’in genel başkanlığı döneminde DYP’den ayrılarak Demokrat Türkiye Partisi’ni kurdu. 1997’de Mesut Yılmaz’ın başbakanlık yaptığı koalisyon hükümetine katılan Demokrat Türkiye Partisi’nde görev almadı. 1999 genel seçimlerinde partisinin oy oranının düşük olması üzerine genel başkanlıktan istifa etti.
2009 yılında Demokrat Parti’nin 5. olağanüstü kongresinde yeniden genel başkan seçilen Cindoruk, DP ve ANAP’ın birleşiminde önemli bir rol üstlendi. Ocak 2011’e kadar bu görevde kaldı. Cindoruk, özellikle AKP sonrası merkez sağdaki “cumhuriyetçi-siyasal İslamcı” ayrışmada cumhuriyetçi kanatta kalan siyasetçiler arasında yer aldı ve iktidara yönelik eleştirilerde bulundu.
Son dönemlerde Türkiye’nin siyasal yönelimine dair düşüncelerini de paylaşan Cindoruk, “Türkiye’nin başında iki büyük sorun var: Siyasal İslamcılık ve siyasal Kürtçülük” demişti. AKP’nin kendisini Demokrat Parti’nin devamı olarak nitelendirmesine ise “AKP, DP’nin devamı değil, tam tersidir” şeklinde yanıt vermişti.
Hüsamettin Cindoruk’un vefatı, Türk siyasetinde önemli bir dönemin sona erdiği anlamına geliyor. Siyasi hayatı boyunca birçok insana ilham kaynağı olmuş olan Cindoruk, ardında derin izler bırakarak anılmaya devam edecek.