Babil’den Kültür Merkezi İskenderiye’ye: Dünyanın En Önemli Antik Kentleri Zirvedeyken Dibe Nasıl Düştü?

Antik kentlerin özelliği sadece yoğun nüfuslu olmaları değildi. Ticaret, felsefe, moda, kültür ve bilim gibi alanların da önemli bir merkeziydi. Bazıları bu alanlarda o kadar başarılıydı ki hala isimlerini anıyoruz. Tabii ki, bu ülkelerin yükselişleri kadar düşüşlerini de hatırlıyoruz. Tarihin en güçlü şehirlerinin zamanla önemini nasıl yitirdiğini inceliyoruz.?

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=Veykm…

1. Eriha

Günümüzde, Filistin’de Batı Şeria bölümünde yer alan Eriha şehri birçok savaşa tanıklık etmesiyle bilinir. Tarihin en eski şehirlerinden biri olduğu düşünülmektedir. Şehrin güçlü bir surla çevrili olduğu bilinmektedir. Yeşu Kitabı’nda anlatıldığına göre, İsrailoğulları orada Kenanlılarla karşı karşıya geldi ve sonunda şehrin güçlü duvarlarını yıktı. Arkeologlar şehrin yakınında birçok yerleşim yerinin olduğunu tespit etti. Bu yerler neredeyse 10.000 yıl öncesine, yani Son Buzul Çağı’na aittir. M.Ö. 8000 yılında Jericho’nun taş duvarı zaten inşa edilmişti. Bu duvarın düşman işgaline karşı değil, su taşkınlığına önlem olarak yapıldığı düşünülmektedir. Şehir, şu an Türkiye ve Suriye’nin bazı kısımlarını içeren Mitanni İmparatorluğu’na yakınlığı nedeniyle, M.Ö. 1700’lerde dünyanın en büyük ve en önemli şehirleri arasında yer aldı.

Dönemin ulaşılan kalıntılarına göre, şehir kerpiçten yapılan büyük fakat dengesiz bir duvara sahipti. M.Ö. 1573 yılında meydana gelen bir depremle bu duvarlar tamamen yıkıldı.

Şehir, yüzyıllar boyunca boş bir bölge olarak kaldı. M.Ö. 1400 yılında İsrailoğullarının Kenan diyarını işgalinden ve Eriha’nın çöküşünden önce şehrin nüfusu deprem nedeniyle azalmıştı. Bu, çoğu tarihçinin, Eski Ahit’in Eriha Muharebesi hakkındaki açıklamasının muhtemelen mecazi olduğu ve gerçek bir olaya dayanmadığı sonucuna varmasına yol açtı.

2. Babil

Yüksek duvarlarıyla ünlü başka bir şehir olan Babil, şu an Irak sınırları içerisinde yer alan Fırat Nehri’nin kenarına kurulmuştu. M.Ö. 2300 yılında kurulan Babil, M.Ö. 177’lerde Kral Hammurabi yönetiminde büyük bir askeri üs ve merkez haline gelmişti. Kral Hammurabi’nin ölümünün ardından Babil karışık bir dönem geçirmiş olsa da, önemli bir ticaret ve kültür merkezi olmaya devam etti. II. Nebukadnezar döneminde ise Babil bir kez daha dünyanın merkezi haline geldi.

Kral II. Nebuchadnezzar, Babil’in ünlü kırk metrelik duvarlarını şehrin etrafındaki üç halka halinde inşa ettirdi.

Nebuchadnezzar, İsrailoğullarının düşmanıydı ve M.Ö. 587’de bir kuşatmada Kudüs Tapınağı’nı yıkmasıyla ünlüydü. Bu nedenle, İbranice İncil’de adından kötü bahsedilir. Babil şehri ise günah ve kötülük yuvası olarak tasvir edilir. Antik dünya belgeleri; Babil’in sanat, kültür ve bilim için aydınlanmış bir merkez olduğu kadar kadınların eşit haklara sahip olduğu ilerici bir şehir olduğunu söylemekte. Ayrıca, Babil tüm inanç ve dinlere karşı hoşgörülü bir ortama sahipti. Nebuchadnezzar’ın M.Ö. 562’deki ölümünden sonra, Babil antik hiyerarşinin zirvesinden hızla düştü.

3. Ur

M.Ö. 5000 civarında küçük bir köy olarak kurulduğu tahmin edilen Ur, M.Ö. 3800 civarında önemli ölçüde gelişmiş ve dünyada önem kazanmıştı. Dicle ve Fırat nehirlerinin Basra Körfezi’ne döküldüğü noktada bulunan Ur, önemli bir ticaret ve seyahat merkeziydi. M.Ö. 2047’den 2030’a kadar şehri yöneten Ur-Nammu, öncü bir kanunname oluşturdu. Oğlu ve halefi Şulgi Ur, krallığını Sümer’den ayırmak için yaklaşık iki yüz kırk bir kilometre uzunluğunda bir duvar inşa ettirdi. Ayrıca kültürel ve toplumsal gelişmelere öncelik verdi. Şehir, İncil’de İbrahim’in doğum yeri olmasıyla da dikkat çekmektedir.

Yaratılış Kitabı, İbrahim’in doğduğu şehri Ur Kasdim olarak tanımlar ve birçok tarihçinin Ur ile aynı yer olduğuna inanır.

Diğer akademisyenler ise İbrahim’in Ur adında farklı bir şehirden geldiğine ve iki ismin karıştırıldığını iddia etmekte. Ur, M.Ö. 1750’ye kadar önemli bir ticaret ve bilim merkezi olarak kaldı. Bölgedeki iklim değişikliği, aynı zamanda Basra Körfezi’nin şehir sınırlarından biraz geri çekilmesi nedeniyle araziden elde edilen ticari kaynakları azalttı. Böylelikle şehirdeki birçok insan, Mezopotamya veya Kenan’ın yerleşik bölgelerine göç etti.

4. Eridu

Antik Sümer şehri Eridu, M.Ö. 5400’de günümüz Irak’ında kurulmuştur. Şehrin, Tanrıça İnanna tarafından kurulduğuna, bilgelik ve sihir tanrısı Enki’ye ev sahipliği yaptığına inanan Sümerler için büyük bir dini önemi vardır.

Eridu’nun Babil şehri hakkındaki Eski Ahit hikayelerine ilham vermiş olabileceği ve şehrin önemli kulesinin hikayede bahsedilen orijinal Babil Kulesi olabileceği yaygın bir düşüncedir.

M.Ö. 600 yılı civarında Eridu şehri terk edildi. Bazı bulgular, bunun nedeninin arazinin aşırı kullanımına işaret etse de ayrıntılar belirsizliğini korumaktadır.

5. Kartaca

Kartaca şehri, büyük limanıyla Akdeniz boyunca ilerleyen önemli bir ticaret merkeziydi. Kartaca, Pön dinini benimseyen Fenikeli yerleşimciler tarafından kurulmuştu.  Bir süreliğine antik dünyanın en zengin şehirlerinden biri oldu. Başlangıçta Yunanlılar, Romalılar, Akdeniz’de bulunan diğer uygarlıklarla barış içinde ticaret yapmalarına rağmen Kartaca’nın geniş kaynakları, zenginliği ve coğrafi önemi şehri bir hedef haline getirdi.

Kartaca’nın Romalı komşularıyla M.Ö. 264’te başlayan ve M.Ö. 146’da şehrin yıkılmasıyla sonuçlanan çeşitli savaşları, Pön diğer adıyla Kartaca Savaşları olarak bilinmektedir.

Roma İmparatorluğu’nu Kuzey Afrika’nın ünlü savaş filleriyle işgal eden General Hannibal, İkinci Pön Savaşı sırasında Kartaca için savaştı. Romalılar; Üçüncü Pön Savaşı’nın sonunda Kartaca’yı yerle bir ettikten sonra, şehir daha sonra hem Romalılar hem de Bizans İmparatorlukları tarafından yeniden inşa edildi ancak gelecekteki çatışmalarda sürekli olarak yerle bir edildi. Bugün Kartaca, modern Tunus’un yaklaşık on altı kilometre dışında yer almakta.

6. İskenderiye

Mısır’ın bugüne kadarki en büyük ikinci şehri olan İskenderiye, M.Ö. 331’de Makedonya fatihi Büyük İskender tarafından kuruldu. İskender’in halefi olan eski general I. Ptolemaios döneminde, şehir kısa sürede tüm Helenistik uygarlığın odak noktası haline geldi.

Antik dünyanın yedi harikasından biri olan İskenderiye Feneri ve o zamanlar dünyanın en büyük bilgi depoları arasında yer alan ünlü İskenderiye Kütüphanesine ev sahipliği yapıyordu. Ptolemeos, imparatorluğunun başkentini M.Ö. 305’te İskenderiye’ye taşıdı.

İskenderiye, Akdeniz’in Yunan ve Roma egemenliği altında olduğu dönemlerinde defalarca saldırıya uğradı, yağmalandı ve yeniden inşa edildi. M.Ö. 365’teki yıkıcı bir tsunami ve Hristiyanlığın yükselişi şehrin düşüşünü tetikledi.

7. Timbuktu

Nijer Nehri’nin hemen kuzeyinde, günümüz Mali’sinde yer alan Timbuktu; aslında mevsimlik bir yerleşim yeriydi. On ikinci yüzyılda yerleşik sakinler gelmeden önce göçebeler tarafından kurulmuş bir bölgeydi. Mali İmparatorluğu’nun lideri Mansa Musa’nın 1325’te yaptığı çok önemli bir ziyaretin ardından şehir; özellikle tuz, altın, fildişi ve köle ticareti için önemli bir merkez haline geldi.

Arap tarihçisi el-Umari’nin dediğine göre, o zamanlar tuz çok önemliydi. Öyle ki Batı Afrika’da bir bardak tuzu bir bardak altın tozuyla takas edebileceğini yazmıştı.

On dördüncü yüzyılda Timbuktu, Mali İmparatorluğu’na dahil edildi ve ardından 1468’de genişleyen Songhai İmparatorluğu tarafından işgal edildi. Etkili camilere ve bilim insanlarına ev sahipliği yaptı. İslami öğrenme ve gelişme için önemli bir merkez haline geldi. 1591’de bir Fas ordusu Songhai’yi yendiğinde, Timbuktu’yu yeni başkentleri yapmalarına rağmen şehrin düşüş dönemine girmesine engel olunamadı.

8. Tenoktitlan

Bugünkü Meksiko yakınlarında, İspanyol fethine kadar Aztek İmparatorluğu’nun merkezi olarak hizmet etti. Tenochtitlan, yaklaşık iki yüz yıl boyunca Aztek siyasi ve dini yaşamının merkezi olarak hizmet etti. İmparatorluğun zirve yıllarında, şehirde yaklaşık iki yüz bin insanın yaşadığı tahmin edilmekte. Şehir, 13 Ağustos 1521’de Hernán Cortés’in eline geçti.

9. Kaifeng

Kaifeng, dört ana kanal üzerindeki merkezi konumu nedeniyle yüzyıllar boyunca Çin’in büyük bir bölümünün başkentiydi. 1200 yılına gelindiğinde, güvenlik açığını dengelemek için şehir duvarlarla çevrildi. 1234’te yağmalandı ve sakinleri kaçtı. Kaifeng aynı zamanda Çin’in en eski Yahudi nüfusu olan Kaifeng Yahudilerinin de memleketidir.

10. Memfis

Mısır’ın en eski ve en önemli antik kentlerinden biri olan Memfis, Eski Krallık’ın başkentiydi. Memfis, Nil Vadisi’nin başlangıcında önemli bir konuma sahipti ve Giza’daki piramide ve Saqqara’daki nekropole yakındı.

Başkent olmasa da Memfis kültürel ve dini bir metropol olarak çok önemliydi.

Asurlular M.Ö. 671’de Mısır’ı işgal ettiğinde, Memfis iki kez yerle bir edildi. Mısır yabancı güçler tarafından boyunduruk altına girmeye zorlansa da, şehir dini önemi nedeniyle hızla yeniden inşa edildi. MÖ 525’te Ahameniş Pers kralı Cambyses II, Memfis’i ele geçirdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir