KOSGEB'in çağrısı TOGG'un tedarik ekosisteminin oluşumunu sağlayacak

KOSGEB’in çağrısı TOGG’un tedarik ekosisteminin oluşumunu sağlayacak

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, KOBİ’ler tarafından bilim ve teknolojiye dayalı, orijinal, iyileştirilmiş veya değiştirilmiş yeni ürünlerin üretilmesi için hazırlanan “Ar-Ge, Ür-Ge ve İnovasyon Destek Programı” stratejik öncelikler doğrultusunda yeniden kurgulandı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın ilk çağrısına çıkıldığını duyurduğu KOSGEB programının detayları belli oldu.

“Öncelikli Sektörlerde Faaliyet Gösteren Küçük İşletmelerle, Orta Büyüklükteki İşletmelerin Kritik Teknolojilerdeki Ar-Ge ve İnovasyon ile Ür-Ge Projelerinin Desteklenmesi” adı verilen çağrı kapsamında, otomotiv ve elektronik sektörleri öncelikli olarak belirlendi.

Çağrıyla, imalat sanayi sektörlerinde teknoloji, yenilik, ürün kalitesi ve verimlilik artışı sağlanması, endüstriyel kapasitenin dönüştürülerek daha rekabetçi hale getirilmesi ve yüksek katma değerli üretimin artırılması hedeflendi.

– OTOMOTİV SANAYİSİNİN REKABET GÜCÜNÜN GELİŞTİRİLMESİ AMAÇLANIYOR

Bu kapsamda, otomotiv sektöründe motorlu kara taşıtları, bunlar için parça ve aksesuarların imalatıyla akümülatör ve pil imalatı, elektronik sektöründe elektronik bileşenler, devre kartları, iletişim ekipmanları, tüketici elektroniği ürünleri, ölçme, test ve seyrüsefer amaçlı alet ve cihazlarla saat imalatı alanında faaliyet gösteren işletmeler çağrıya başvurabilecek.

Otomotiv sanayisinin rekabet gücünün korunarak geliştirilmesi amacıyla, küresel gelişmeler, yeni teknolojiler ve değişen müşteri beklentileri çerçevesinde bu sektördeki elektrikli veya hidrojenle çalışan motorlu kara araçlarıyla pil (batarya) teknolojileri, yakıt hücresi konularında Ar-Ge, inovasyon ve Ür-Ge proje fikirleri desteklenecek.

Elektronik sektöründe de Ar-Ge’ye dayalı rekabetçi üretim ve ihracatın artırılması için 5G ve ötesi teknolojiler dahil olmak üzere yerli elektronik haberleşme şebeke ve altyapı bileşenleri kapsamında yeni nesil mobil haberleşme teknolojileri konularındaki projelere destek sağlanacak.

Böylece, otomotiv ve elektronik alanlarında projeleri desteklenecek KOBİ’ler, gelecek yıl sonunda ilk araçların banttan inmesinin hedeflendiği TOGG projesi başta olmak üzere elektrikli otomobillere yönelik projelerde tedarik ekosisteminin oluşmasına önemli ölçüde katkı verebilecek. Ayrıca, Türkiye’de bu alanın gelişmesine ve ülkenin elektrikli araç konusunda merkez olabilmesine destek sunulmuş olacak.

– 2 YILA KADAR DESTEK VERİLECEK

KOSGEB veri tabanında kayıtlı, KOBİ beyannamesi onaylı küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, 18 Mayıs’a kadar çağrıya başvuruda bulunabilecek.

Desteklenecek projelerin süresi, en az 8, en fazla 24 ay olacak şekilde 4 ayın katları şeklinde başvuru sahibince belirlenecek.

Makine, teçhizat, donanım, ham madde, yazılım ve hizmet alımı, nitelikli personel, sınai mülkiyet hakları, test analiz ve belgelendirme giderlerinin destekleneceği çağrıda destek üst limiti küçük işletmeler için 1,5 milyon lira, orta büyüklükteki işletmeler için 6 milyon lira olacak.

Almanya'da Türkiye hazırlığı! Ekonomiye can suyu olacak...

Almanya’da Türkiye hazırlığı! Ekonomiye can suyu olacak…

Akşam Gazetesi’ne konuşan Bozçelik, “Benim de danışmanı olduğum Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partisi Hamburg eyaleti milletvekili ve ekonomi komisyonu başkanı David Erkalp bu konuyla ilgili çalışıyor. Kendisi aslen Midyat doğumlu ve Türkiye ile ilişkilere önem veriyor. CDU’nun da kararıyla İstanbul ile Hamburg eyaleti arasındaki turizm ticaret ve limanlarla ilgili işbirliğini geliştirme kararı aldık” dedi.

ZİRVE YAPILACAK

Eylül’de Almanya’da yapılacak seçimlerden sonra Ekim’de Hamburg Eyalet Parlamentosu himayesinde bir zirve gerçekleştireceklerini beliten Bozçelik, “Zirve sonunda imzalanacak ortak protokolle de turizmde, limanların kullanımında karşılıklı çıkar ilişkisini esas alarak ekonomik işbirlikleri geliştirilecek” diye konuştu.

SGK prim yapılandırmasının ilk ödemesi için son tarih 31 Mart

SGK prim yapılandırmasının ilk ödemesi için son tarih 31 Mart

Selçuk, yazılı açıklamasında, SGK prim borçlarını yeniden yapılandırarak, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde vatandaşların üzerlerindeki yükleri hafiflettiklerini belirtti.

Bu kapsamda, 30 Aralık 2020’deki Cumhurbaşkanı Kararı ile SGK yapılandırma başvurusunun daha fazla vatandaşın faydalanması 1 Şubat 2021’e, ödeme süresinin ise 31 Mart 2021’e kadar uzatıldığını anımsatan Selçuk, şunları kaydetti:

“Söz konusu düzenleme ile sigorta primleri, Genel Sağlık Sigortası primi (GSS), işsizlik sigortası primi, idari para cezaları, iş kazası, meslek hastalığı, malullük ve vazife malullüğü sonucunda doğan rücu alacaklar, yersiz ödenen gelir ve aylıklardan doğan alacaklar ve Bağ-Kur sigortalılarının daha önce durdurulan hizmet sürelerinin ihyası halinde doğacak alacaklar yeniden yapılandırıldı. Yapılandırma için e-Devlet, e-SGK ve sosyal güvenlik merkezlerimize 2,1 milyon vatandaşımız başvurdu. Yapılandırılan toplam alacak 101 milyar lirayı aştı ve bugüne kadar 7,4 milyar lira tahsilat gerçekleştirildi.”

– Bağ-Kur prim borçları silinebilecek

SGK borç yapılandırmasının, Bağ-Kur’lulara da önemli avantajlar getirdiğini aktaran Selçuk, “Bağ-Kur sigortalılarının daha önceki kanunlarla durdurulan hizmet sürelerine ilişkin prim borcu asılları, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ile güncellendi. 31 Mart 2021’e kadar ödemeleri halinde, durdurulan hizmet süreleri ihya edilecek.” ifadesini kullandı.

– GSS borçlarına ödeme kolaylığı

GSS prim borçlarının ise 30 Nisan 2021’e kadar peşin veya taksitler halinde ödenmesi durumunda gecikme cezasının ve zammının tamamının silineceğini belirten Selçuk, şöyle devam etti:

“GSS sigortalısı olanlardan daha önce hiç gelir testine başvurmayanların ise 31 Mart 2021’e kadar gelir testine başvurmaları halinde GSS primleri, gelir testi sonucuna göre başlangıç tarihinden itibaren güncellenebilecek. Gelir testi sonucunda aynı hanede yaşayan ve aile içindeki geliri asgari ücretin üçte birinden az olduğu tespit edilenlerin prim borçları silinecek ve primleri devlet tarafından ödenecek.”

– Alacaklar Yİ-ÜFE ile güncellendi

Açıklamada, SGK yapılandırması kapsamında alacakların gecikme cezası ve zammı yerine Yİ-ÜFE ile güncellendiği, peşin ödemelerde hesaplanan Yİ-ÜFE’nin yüzde 90’ının, iki taksitle ödemede yüzde 50’sinin silindiği bilgisi de paylaşıldı.

Ayrıca taksitle ödemeyi tercih edenler için ikişer aylık dönemlerde 6, 9, 12 ve 18 eşit taksitle ödeme imkanının getirildiği, daha önce uygulanan hacizlerin, bu kanuna göre yapılacak ödemeler nispetinde kaldırıldığı da anımsatıldı.

Komşu ile ticarette hedef büyüttük

Komşu ile ticarette hedef büyüttük

Kılıç, Türkiye-Irak ticari ilişkileri, Türk iş insanlarının Irak’taki faaliyetleri ve karşılaşılan sorunlara ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Irak’ta faaliyet gösteren Türk iş insanlarının en önemli sorunlarından birinin Irak vizesi alırken yaşadığı zorluklar olduğunu belirten Kılıç, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) gelirken kapıda 1 aylık vize alındığını ancak bu vizeyle güneye gidilemediğini kaydetti.

Kılıç, IKBY’ye gelen bir Türk vatandaşının burada alınan vizeyle Basra’ya kadar inebilmesi gerektiğini belirterek, birçok iş insanının buradan Kerkük, Musul, Bağdat ve Basra’ya gidemediğini dile getirdi.

Türk plakalı araçların IKBY’nin dışındaki Irak şehirlerine inemediğini kaydeden Kılıç, “Irak hattı açılırsa, Türkiye plakalı araçlarımız ırak hattı üzerinden giderse bizim için çok önemli olur. Araçlarımız hem Irak’ın tamamına, 18 vilayetine gitmiş olur hem de bu hattı kullanarak diğer Arap Yarımadası’ndaki ülkelere de gitmiş olurlar.” ifadelerini kullandı.

– “BURADA TÜRKİYE MARKALARINA DAHA FAZLA SEMPATİ VAR”

Kılıç, Türkiye’nin 2013 yılında Almanya’dan sonra en fazla ihracat yaptığı ikinci ülkenin Irak olduğunu hatırlatarak, 2014 yılında terör örgütü DEAŞ’ın bölgeye girmesiyle ihracat rakamlarında azalma meydana geldiğini anımsattı.

İhracat rakamlarının 10,8 milyar, 8,5 milyar ve 7,6 milyar dolara kadar düştüğünü ancak “son zamanlarda ihracatın yıllık olarak 9 milyar civarında kapandığını” söyleyen Kılıç, şöyle devam etti:

“Tabii komşu-çevre ülkeler içerisinde Irak bizim için çok önemli bir partner. Bugün çarşıyı dolaştığınızda yüzde 90 Türk markalarını görürsünüz. AVM’lere gittiğinizde yüzde 90 Türk markalarını görürsünüz. Bugün İstanbul, İzmir, Ankara Mersin ve Adana’daki bir AVM’ye gittiğinizde hangi markaları görüyorsanız, Duhok, Süleymaniye, Erbil’de gittiğinizde de yine o AVM’lerdeki markaları burada da görürsünüz. Burada Türkiye markalarına daha fazla sempati var. Daha fazla bizi tercih ediyorlar.”

– “(TÜRKİYE İLE IRAK ARASINDA) 4-5 TANE KAPININ DAHA AÇILMASINI İSTERİZ”

Kılıç, lojistikte Habur Sınır Kapısı’nın dünyanın en fazla işlem yapılan kapılarından olduğunu, günlük 2 bin dolayında aracın hem Irak’a hem de Türkiye’ye giriş yaptığını kaydetti.

Irak ile İran arasında 9 sınır kapısı olduğunu anımsatan Kılıç, “Türkiye ile Irak arasında bir kapı var. 4-5 tane kapının daha açılmasını isteriz. Ticaretimiz artsın. Dış ticaretimiz geçen yıl 20 milyar doları geçti. Burada Irak ile dış ticaretimizde 50 milyar doları hedefliyoruz. Açıkçası şunu da söylemek istiyorum; biz Irak pazarını ne Çin’e ne Hindistan’a ne de İran’a kaptırmak istiyoruz. Bu pazarlarda Türk işadamları olarak daha fazla yer almak istiyoruz.” diye konuştu.

– “KOVİD-19 SALGINI SÜRECİNDE IRAK İLE TÜRKİYE ARASINDA TİCARET DEVAM ETTİ”

Kılıç, Türk müteahhitlerin 2013’e kadar yıllık 5 milyar dolar civarında resmi ve özelden proje aldıklarını ancak DEAŞ, referandum ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) süreçleri dolayısıyla şu an müteahhitlerin fazla iş alamadığını söyledi. Irak’ın yeniden yapılandığını kaydeden Kılıç, özellikle Musul, Erbil, Bağdat ve ülkenin güneyinde projelerin yeniden başladığını vurguladı.

Kovid-19 salgını sürecinde Irak ile Türkiye arasında ticaretin devam ettiğine dikkati çeken Kılıç, “Temassız bir şekilde çekici ve şoför değişikliği yapılarak dış ticaretimiz devam etti. Hemen hemen şu anki rakamlara yakın bir ticaretimiz gelişti. O süreçte rakamlar azaldı ama yine diğer ülkelere göre çok iyiydi.” ifadelerini kullandı.

– “ERBİL’E GÖRE SÜLEYMANİYE’DE TİCARETİMİZ BİRAZ DAHA AZ. ONU DAHA FAZLA GELİŞTİRMEK İSTİYORUZ”

Kılıç, şu an 1500’e yakın Türk şirketinin IKBY’de faaliyet gösterdiğine, tüm Irak’ta ise 2 bine yakın şirketin bulunduğuna işaret etti.

İhraç edilen ürünlerin tamamının IKBY’ye gelip buradan Irak’a dağıldığına ve ticari ilişkilerin daha fazla olmasını istediklerine dikkati çeken Kılıç, “Bugün Süleymaniye ile ilgili bir çalışmamız var. İnşallah önümüzdeki aylarda Türkiye’den bir heyeti de Süleymaniye’ye götürmeyi planlıyoruz. Süleymaniye, biliyorsunuz, İran’a yakın bir bölge. Erbil’e göre Süleymaniye’de ticaretimiz biraz daha az. Onu daha fazla geliştirmek istiyoruz.”

Türk iş insanlarına Irak’a gelmeleri çağrısında bulunan Kılıç, sözlerini şöyle tamamladı:

“Burada güvenlikle ilgili herhangi bir sorun yok. Bugün Adana, Mersin, Ankara, İzmir ve İstanbul ne kadar güvenliyse Duhok, Erbil ve Süleymaniye de o kadar güvenli. Tabii gidip görmediğimiz yerler bizim değildir. Gidip görmek lazım.”

Seyahat edecekler dikkat: Koronavirüs kuralları yenilendi

Seyahat edecekler dikkat: Koronavirüs kuralları yenilendi

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü(SHGM), uçakla seyahat eden yolcuların için uygulanan koronavirüs kurallarının son güncel tablosunu paylaştı. Tabloda Türkiye’den başta ABD, İngiltere ve Çin olmak üzere toplam 159 ülkeye gidecek yolcular için ise ek kurallar getirildi. Konuyla ilgili olarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün (SHGM) internet sitesinden yapılan açıklamada, “Ülkemizden yurt dışına seyahat edecek yolcuların ve ülkemize yurtdışından giriş yapacak yolcuların, Covid-19 tedbirleri kapsamında uymaları gereken kurallar ve şartlarla ilgili; Genel Müdürlüğümüzce hazırlanan Ülkelere Giriş Tablosu yayımlandı” denildi.

4 ÜLKE İÇİN EV KARANTİNASI ŞARTI

İngiltere, Brezilya, Güney Afrika ve Danimarka’da salgın önlemleri kapsamında Türkiye’ye direkt uçuşlar yapılamıyor. Ancak bahsi geçen ülkelerde bulunmuş yolcuların Türkiye’ye uçuşu bulunan farklı bir ülke üzerinden giriş yaparlarsa son 72 saat içerisinde alınmış negatif PCR testinin yanı sıra, 14 günlük ev karantinasında kalma zorunluluğu bulunuyor. Diğer ülkelerden Türkiye’ye gelen yolcular ise ibraz ettikleri negatif PCR testiyle yurda giriş yapabilecek.

90 GÜN İÇİNDE İYİLEŞTİĞİNE DAİR BELGE SUNULUCAK

Türkiye’den ABD’ye gidecek yolcular ise koronavirüs önlemleri kapsamında bir dizi ek önlemler getirdi. Buna göre, 2 yaş ve üstü kişilerin uçuştan önceki 3 takvim günü içinde koronavirüs testi yaptırma ve negatif sonuçlarını yazılı olarak uçuş öncesinde ilgili havayolları yetkililerine ibraz etme zorunluluğu bulunuyor. Daha önce virüse yakalanmış olan kişilerin ise uçuştan önceki 90 gün içinde koronavirüsten iyileştiklerine dair belgeyi sunmaları gerekiyor.

ALMANYA’YA GİRİŞTE 3 TEST İBRAZ ETMEK GEREKİYOR

Türkiye’den turist vizesiyle ülkeye girişlerine izin vermeyen Almanya, sadece önemli bir rolde hizmet eden veya seyahatlerine acil bir ihtiyaçları olan yolcular girişlerine izin veriyor. Yolcular ülkeye girişten 48 saat önce yaptırılmış negatif PCR, RT-LAMP ve TMA test sonucu ibrazı zorunluluğu bulunuyor. Bu arada diğer Avrupa ülkeleri de Türkiye’den turist vizesiyle yolcu kabul etmiyor.

ÇİN, NÜKLEİK ASİT TESTİ İSTİYOR

Koronavirüs salgınının başladığı ülke olan Çin ise yurt dışından ülkeye yolcuların sıkı denetimden geçirmek için önlemleri arttırdı. Buna göre Çin’e gitmek isteyen yolcular uçuştan önceki 3 gün içerisinde yurt dışındaki Çin Halk Cumhuriyeti misyonlarının uygun gördüğü kurumlarda nükleik asit testi yaptırma zorunluluğu getirdi. Çinli vatandaşların ise “WeChat” isimli uygulama üzerinden gerekli onayı almaları, yabancı yolcuların ise uçuş öncesinde bir sağlık durumu beyannamesi almak için negatif test sonuçlarıyla birlikte bulundukları ülkelerdeki Çin Halk Cumhuriyeti misyonlarına başvurmaları zorunluluğu bulunuyor. Yolcular ayrıca uçuştan önceki 48 saat içerisinde nükleik asit testinin yanı sıra IgM antikor testi (serum IgM antibody test) yaptırmaları isteniyor. Yolcular ülkeye girişte ve dönüşte Çin Halk Cumhuriyeti makamlarınca gösterilen otellerde, kendi bütçeleriyle 7 günü Çin yerel makamları tarafından belirlenen pandemi otelleri/merkezlerinde; 7 günü tercihen 5’inci günde yapılan testin negatif çıkması halinde ev karantinası olacak şekilde, 14 gün zorunlu karantinaya giriyor. Karantina süresi sonunda PCR Testi tekrarlanıyor. Yolcular, Çin’e varışları akabinde en az 3 nükleik asit testine tabi tutulurken, yolcular karantinaya ilaveten 7 gün daha tıbbi müşahedede tutuluyor.

Porsche'tan Türkiye kararı! Ülke çapında tamamlandı

Porsche’tan Türkiye kararı! Ülke çapında tamamlandı

Porsche Pazarlama Müdürü Selim Eskinazi, Türkiye’de elektrikli araç yatırımlarına değinerek, 2020 yılında, müşterileri ve tüm elektrikli araç kullanıcıları için ülke çapında 100 adet şarj istasyonunun kurulumunu tamamladıklarını söyledi.

Porsche’den yapılan açıklamaya göre şirket, Türkiye’de tüm elektrikli otomobiller için şarj ağı kuran ilk otomobil markası oldu. Bugüne kadar ülke genelinde 7,8 milyon TL’lik yatırımla 100 adet şarj istasyonunun kurulumunu gerçekleştiren Porsche Türkiye, yıl sonuna kadar yatırım miktarını 10 milyon TL’ye, şarj istasyonu sayısını ise 190 adede çıkarmayı hedefliyor.

2020 yılı sonunda Türkiye’de tamamen elektrikli otomobil satışlarında pazar lideri olan Porsche, elektrikli otomobiller için altyapı yatırımlarına da devam ediyor. Marka, geçen yıl tamamen elektrikli ilk spor otomobil modeli Taycan’ı Türkiye’de piyasaya sürmesiyle Porsche şarj istasyonları ağını her geçen gün genişletiyor.

– ÜLKE ÇAPINDA 100 ŞARJ İSTASYONU

Açıklamada görüşlerine yer verilen Porsche Pazarlama Müdürü Selim Eskinazi, Porsche Türkiye olarak yatırımlarıyla Türkiye’nin elektrikli araç ekosisteminin gelişimine önemli katkı sağladıklarını söyledi. Eskinazi, “2020 yılında, müşterilerimiz ve tüm elektrikli araç kullanıcıları için 3 adet 350KW’lik Türkiye’nin en hızlı şarj istasyonu da dahil olmak üzere 7,8 milyon TL tutarında yatırım sonucunda ülke çapında 100 adet şarj istasyonunun kurulumunu tamamladık. Porsche Satış Sonrası Hizmetler ekibinin tüm çalışmaları sayesinde Porsche, Türkiye’de bir şarj ağına sahip olan ilk otomobil markası ve en büyük 4’üncü şarj operatörü oldu.” ifadelerini kullandı.

Elektromobilite temalı yatırımlarına 2021 yılında da devam edeceklerini aktaran Eskinazi, “Nisan ayı sonuna kadar Doğuş Oto Kartal’a kurulacak 320KW DC Porsche şarj istasyonu ve Türkiye çapındaki yeni AC Porsche şarj istasyonlarıyla birlikte şarj ağımıza dahil toplam 117 istasyona ulaşmayı hedefliyoruz. Yıl sonuna kadar ise AC şarj istasyonları ve bayilerimize kurmayı planladığımız 100KW ve üzeri DC şarj istasyonları ile toplam yatırım miktarımız 10,1 milyon TL’yi bulacak. 2021 yılında hedefimiz 190 adet şarj cihazına ulaşmak.” değerlendirmesini yaptı.

– EVLERE ÖZEL ŞARJ İSTASYONU

Eskinazi, Porsche Deneyim Merkezine kurdukları 350KW ve 320KW gücündeki şarj istasyonlarının Taycan’ın bataryasını yüzde 0’dan yüzde 80’e yaklaşık 22,5 dakikada doldurabildiğini belirterek, şunları kaydetti:

“2020 ve 2021 yılında araç sipariş eden müşterilerimizin evlerine ve iş yerlerine şarj istasyonu kurulumu için 335 adet keşif gerçekleştirerek kurulumlarını değerlendirdik.

Tüm bayilerimizde Porsche Taycan satış sonrası hizmeti verebilmek için, Doğuş Oto Kartal’da kurulacak ve başta Türkiye, Porsche Doğu Avrupa gibi birçok ülkeye servis sunacak olan Türkiye’nin ilk batarya onarım merkezinin açılışı kapsamında eğitim yatırımlarını 2020 yılında tamamladık. 2021 yılında Doğuş Oto Kartal yanında bir diğer Porsche merkezine daha batarya onarım merkezi kurmak adına yatırım süreçlerine devam edeceğiz.”

Faizsiz finans sistemini güçlendirecek adımlar yıl sonuna kadar atılacak

Faizsiz finans sistemini güçlendirecek adımlar yıl sonuna kadar atılacak

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Ekonomi Reform Paketi çerçevesinde faizsiz finans sistemini güçlendirmeye yönelik hedefler, aralarında Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) bulunduğu sorumlu kurumlarca yapılacak.

Faizsiz finans sisteminin güçlendirilmesi konusunda “Katılım Finans Kanunu’nun çıkarılması, tüm sektörlere yönelik uluslararası standartlarda Merkezi Danışma Kurulu” ve “katılım finans derecelendirmesi sisteminin hayata geçirilmesi”, “katılım finans tahkim mekanizmasının İstanbul Finans Merkezi’nde (İFM) kurulmasına” yönelik 3 ana başlıktan oluşan eylemlerin, yıl sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.

Ekonomi Reformları Eylem Planı’na ilişkin takvim kapsamında, 31 Aralık 2021’e kadar müstakil bir Katılım Finans Kanunu hazırlanarak çeşitli kanunlar altında düzenlenen katılım finans sektörü tek bir çatı altında toplanacak, katılım finans altında yer alan tüm sektörlere yönelik uluslararası standartlarda Merkezi Danışma Kurulu hayata geçirilecek.

Katılım finans kuruluşlarının katılım finans ilkelerine uyum düzeylerinin bağımsız bir şekilde derecelendirilmesini sağlamak üzere “katılım finans derecelendirmesi” sistemi hayata geçirilecek.

Yine yıl sonuna kadar uluslararası standartlarda bir katılım finans tahkim mekanizması İFM’de kurulacak.

– “Mevcut derecelendirme kuruluşları katılım finansın temel ilkelerini dikkate almıyor”

İstanbul Üniversitesi İslam İktisadı ve Finansı Uygulama ve Araştırma Merkezi (İSİFAM) Müdürü Prof. Dr. Necmettin Kızılkaya, Ekonomi Reformları Eylem Planı’na ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, sektörde karşılaşılan bazı kronikleşmiş sorunların reform paketindeki düzenlemeler ile ortadan kalkacağını belirterek, faizsiz finans sisteminin güçlendirilmesine yönelik adımların katılım finansın Türkiye’de hak ettiği yere gelmesini sağlayacağını söyledi.

Türkiye’nin uzun zamandır katılım finans alanında sektörel olarak büyüdüğünü ifade eden Kızılkaya, “Uzun yıllar katılım bankacılığı, bir yönetmelik ile varlığını sürdürdü. Bu ise birçok noktada dezavantajlar getirmekteydi. Bankacılık, sürekli gelişen ve değişen bir sektör ve ciddi rekabetin bulunduğu bir alan. Bu tür bir ortamda katılım bankacılığı ve sistemin diğer paydaşlarının rekabet etme imkanı oldukça sınırlı hale gelmekte. Dolayısıyla katılım finans sektörü ile ilgili kanuni düzenleme yapılması elzemdi. Geç kalınmış olan bu adımın atılıyor olması sektör adına oldukça ümit verici.” şeklinde konuştu.

Kızılkaya, paket kapsamında hayata geçirilecek “katılım finans derecelendirmesi” sistemine ilişkin de şunları kaydetti:

“Bankaların varlık ve ürünlerinin risk profillerinin değerlendirilmesi, kredi riskinin belirlenerek uluslararası ve ulusal finans piyasalarının gelişimini kolaylaştırmak açısından önem arz eder. Zira kurumsal yatırımcıların karar verme süreçleri, bu derecelendirmelere bağlı olarak gelişir. İslami hassasiyetleri olan yatırımcılar da bu noktada ortaya konacak derecelendirmeyi dikkate alacaklardır. Ancak Moody’s, Fitch ve S&P gibi mevcut kuruluşlar, katılım finansın temel ilkelerini dikkate almadan derecelendirme yapmaktadırlar.

Kurulacak bir derecelendirme kurumunun geniş kabul göreceğini düşünüyorum. Katılım finans derecelendirme sisteminin ekosistemde yer alan kurumların ulusal ve uluslararası piyasalarda daha güçlü hale gelmesine yardımcı olacağını düşünüyorum. Katılıma dayalı finansal ürün ve hizmetler için İslam hukukuna uygunluk açısından yatırımcıların ve finansörlerin güvenebileceği bir referans oluşturulması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu çerçevede uluslararası derecelendirme kuruluşlarının bu konuda ciddi eksiklikleri olduğu bilinmektedir. Bu nedenle katılım finans derecelendirme sisteminin faydalı olacağı kanaatindeyim”

– “Türkiye’nin uluslararası boyuttaki ağırlığı ve itibarı artacak”

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Saraç da dünyada 1970’lerden sonra hızlı biçimde belirginleşen ve önemli bir hacme ulaşan İslami finansın, Türkiye’de kurumsallaşmasının ancak 1980’lerin ortalarında başladığını ifade ederek, Türkiye’de katılım finansının diğer İslam ülkelerine göre daha geride olduğunu söyledi.

Saraç, Türkiye’nin faizsiz finans kapasitesine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ülkemizin gerek son 20 yılda dünya siyaset ve ekonomisinde hızla artan ağırlığı gerekse tarihi perspektiften bakıldığında çok değerli bir miras olan Osmanlı tecrübesi, katılım finansında da Türkiye’nin önde gelen ülkelerden olmasını gerektiriyor. Türkiye’nin, dünyadaki siyaset ve ekonomideki belirleyiciliğinin en önemli araçlarından biri olarak değerlendirdiği İstanbul Finans Merkezi projesinin iki temel önceliğinden biri katılım finansıdır.

Bugün İslam ülkelerinin yanında gelişmiş Batı ülkelerinde de yaygınlaşan katılım finansının Türkiye merkezli büyümesi için tahkim merkezinin burada kurulması oldukça önemli bir düşüncedir. İstanbul’un tarihi, kültürel ve jeopolitik özellikleri bu yapılanmanın İstanbul’da olması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Türkiye, İslam uygarlığının son imparatorluğu olan Osmanlı’nın mirasçısı olarak elbette bugünkü İslam toplumlarındaki finans hukukunun da merkezi olmayı hak ediyor. Bu merkezin İstanbul’da kurulmasıyla Türkiye’nin uluslararası boyuttaki ağırlığı ve itibarı artacak, doğal olarak ciddi bir sermaye girişine vesile olacaktır.”

Türkiye’de faizsiz finans sisteminin altyapısına yönelik müspet adımlar atıldığını belirten Saraç, sektöre yönelik kanun çalışması ve Merkezi Danışma Kurulu’nun, sektörün toplum nezdindeki farkındalık ve itibarının artmasına katkı sağlayacağını kaydetti.

Merkez Bankası Başkan Yardımcılığına Mustafa Duman atandı

Merkez Bankası Başkan Yardımcılığına Mustafa Duman atandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı atama kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, Çetinkaya, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 35’inci maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2’nci maddesi kapsamında görevden alındı.

Çetinkaya’nın yerine Mustafa Duman atandı.

33,46 milyon dolarlık anlaşma imzalandı! Türkiye, dost ülkede inşa edecek

33,46 milyon dolarlık anlaşma imzalandı! Türkiye, dost ülkede inşa edecek

Pakistan Denizcilik Bakanlığı ile Türk şirketi arasında 33,46 milyon dolarlık 4 ASD römorkör ve 2 kılavuz geminin yapımına yönelik anlaşma imzalandı.

Pakistan Denizcilik Bakanlığından yapılan açıklamada, başkent İslamabad’da düzenlenen imza törenine Pakistan Denizcilik Bakanı Seyid Ali Haydar Zaidi, Türkiye’nin İslamabad Büyükelçisi İhsan Mustafa Yurdakul ve Sanmar Denizcilik yetkililerinin katıldığı belirtildi.

Açıklamada, bu anlaşmanın iki kardeş ülke arasında atılan önemli bir adım olduğuna dikkat çekildi.

Zaidi, imza töreninde yaptığı konuşmada, Sanmar Denizcilik’i Pakistan’da tersane inşa etmeye ve teknoloji transferi yapmaya davet etti.

Sanmar Denizcilik, anlaşma kapsamında Pakistan’a 33,46 milyon dolar değerinde 4 ASD römorkör ve 2 kılavuz gemiyi 12 ayda inşa edecek.

Kuraklık Antep fıstığını vurdu! Rekolte yüzde 40 düşecek

Kuraklık Antep fıstığını vurdu! Rekolte yüzde 40 düşecek

İklim değişikliği ve yeterli yağışın düşmemesi ve ani hava değişiklikleri, Gaziantep’te fıstık üreticilerini endişelendiriyor. 42 milyon Antep fıstığı ağacının olduğu kentte, bu yıl ağaçlar erken tomurcuklandı. Şehitkamil Ziraat Odası Başkanı Cuma Yiğit, kuraklık nedeniyle erken tomurcuklanmasının Antep fıstığının içinin küçülmesine neden olacağını söyledi. Erken tomurcuklanmanın fıstıkta verimin düşmesine yol açacağını anlatan Cuma Yiğit, şu anki gözlemlerinin rekoltenin yüzde 40 oranında düşüşe işaret ettiğini kaydetti.

‘BAHAR MEVSİMİNDE KIŞ YAŞANIYOR’

Gaziantep ve bölgedeki çiftçilerin yüzde 70’lik bölümünün geçimini fıstıktan sağladığını aktaran Yiğit, üreticilerin bu durumdan endişe duyduğunu söyledi. Antep fıstığında iç küçülmesinin mevsimlerin zamanında ve etkili yaşanmamasından kaynaklı olduğunu belirten Yiğit şöyle konuştu:

“Bölgemizde çiftçilerimizin yüzde 70’i fıstık üreterek geçimini sağlıyor. Fıstıkta 42 milyon ürün veren ağacımız var. Bunun yanında yeni dikilen çok fazla ağaçlarımız var. Son birkaç yıldır yaşanan iklim değişikliğinden Antep fıstığı ağaçlarımız çok olumsuz etkileniyor. Bu yıl rekoltemiz 200 bin tonun üzerindeydi. Hava yazın çok sıcak geçti ama kış iklimi de tam yaşanmadı. Şimdi de ağaçlar zamansız tomurcuklandı. Ağaçların tomurcuklanmasının ardından ise soğuk havalar etkili olmaya başladı. Şu anda bahar mevsimi, ancak kış iklimi yaşıyoruz. Fıstığın tomurcuklanma zamanında yağışların ya da soğuk havaların etkili olmasıyla tozlanma da gerçekleşmez. Bu durum fıstığın içinin küçülme sebebi. Gaziantep’te yaz aylarında havaların aşırı sıcak geçmesi ve kış mevsiminde de zamanında gelmeyen soğuk havalardan kaynaklı fıstığın içi küçülmesinin yanı sıra rekolte kaybı da yaşanacak. Şu anki tahminlerimize göre bu yıl rekoltede yüzde 40 düşüş yaşanacak.”